CAHİT

Genç adam o gece hiç uyuyamadı. Dirseklerini tozlu masasının üzerinde kaydırdı, yumruklarını alnına bastırdı. Gözlerini sımsıkı yumdu. 

İçinde gizlediği canavar hortlamıştı aniden. Aslında o sözler birdenbire dökülüvermişti dudaklarından. Öfkesini nasıl da yenememişti.

Karısı ile tartışma anını tekrar gözlerinde canladırdı. Önce sadece masasını silmemesini söylediğini düşündü, omuzunu silkti. 

Sonra o sözleri söylerken içinde biriktirdiği öfkeyi hatırladı. 

Utandı, utandı…

Kızgınlığı, kırgınlığa, kırgınlığı pişmanlığa dönüştüğünde içindeki kor alevin üzerine sanki kar taneleri düşüyordu. 

Yüreğindeki sızı düşen herbir kar tanesi ile daha da artıyordu. 

Çocukken bir tarafı ağrıdığında anası öper ve geçerdi. Yüreğinin sızısını da geçirebilir miydi anası?

Zifiri karanlıkta hafif bir rüzgar esti, önce perde, sonra masasındaki kağıtlar sağa sola savruldu. Pencereye yaklaştı, perdeyi tamamen açtı, gökyüzüne baktı. Yıldızlar pırıl pırıl parlıyordu.

9 yaşınıdaki Cahit’i anımsadı, yine böyle bir yıldızlı gecede basmıştı Kel Bekir köyünü. Gözleri çakmak gibiydi Bekir’in, yıldızlardan daha parlaktı. Ardında yirmiden fazla atlı eşkiya vardı. 

Çok korkmuştu o gece, atının yelesi soğuk rüzgarda dalgalanan eşkiyaya endişe ve hayranlıkla bakıyordu. 

O gece, sadece o gece hayatında ilk ve son kez eşkiya olmak istemişti.

Ayağa kalktı, yatak odasına doğru yürüdü. Odanın kapısını yavaşça kapadı. Tekrar masaya oturdu, daktiloya bir kağıt taktı.

Şiiri bitirdiğinde henüz sabah olmamıştı. Aslında bu bir şiir değil hikaye idi. Kağıdı daktiloda bıraktı. 

Ayağa kalktı, sonra sessiz sokağa çıktı. Yıldızlı gecede denize doğru yürüdü. 

Ardından onu kovalayan tatlı Antalya meltemi değil, Zile dağlarından esen sert kuzey rüzgarıydı. 

Bastığı topraksa harman yeriydi. 

HİKAYE

Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!

Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!

Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!

Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkıyalar basardı,
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
Konuş biraz!

Benim doğduğum köylerde
Kuzey rüzgârları eserdi
Hep bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi.
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz!

CAHİT KÜLEBİ, Antalya, 1944